KAPAT
"Çok özleyeceğimiz babamıza"
Her şey aslına geri döner. Bu yüzden bir şey kaybetmeyiz hayatta. Şimdiki yürek acısı şaşkınlık sadece. Sen değilsin ya içinde yaşattığın, nasıl kalsın sende daima? Dedim ya! Sen isen aslına dönen sadece, yok demektir kaybetme ihtimalin o vakit, hiç olmadı ki nasılsa! Aslını bekle! Ölüm gibi gerçek, senin gibi şaşkın bir soru yalnızca. Göreceksin! Hain yabancının, sende bir daha asla varolmayacak karanlık silüetini, vakit daralırken Korkuyu, henüz tatmakta o. Bilemedi ki hiç, sen onu aslın sandın da küçük insan, aslın bildin ya! Oysa bir düşün, hangi asıl terk eder kendini? Anlaşılan o ki tanrı bile kıyamamış kendine. Sen olmayandın, hiç yoktu o zaten. Bir bak! Karanlık çökmeye başladığında, gölgeler bile kaybolur, bilinenin aksine. Yeni günü bekler yalnızlıklar öylece, nasılda farksız senden. Korkma, senin yolcun çok uzaklardan hareket etti bile, ağır ağır. O zaman ne duruyorsun! Göster misafirperverliğini ve en renkli odayı hazırla, hiç değilse şimdi. Yorulmuş seni beklerken belli, anladın ya! Sen ey yolcu! Artık hazırsın, hadi korkma bu kez! Bırak, güllerini aydınlatsın o çok sevdiğin ay. Ve hep gülücükle kalsın eğer istersen, buluşana dek, sonsuza kadar.
"Karmaşa"
Her birimizin hayatına sığmaya kalkışan bir yüksün sen, Sokakta gördüğüm herhangilerdensin ve içimden geçen bir sızı. Yüklenme diye acılarımı seneler geçirmişken, niye bu boşvermişlik? Bulaşıcı bir hastalık gibi peşimde, yadigar senden bana, Daha kötüsü benden bana. Sen benim en kapitalist ve emperyalist yanımsın. Koydum gücümü ortaya ve sonuna kadar satın almak istedim seni, Unutarak bir adım ötemdeki beni. Ama sen bir kere bile karşı çıkmayansın düzenime, Ve nefretimle tanıştırdığın düzenine. Sende kabullendin benim gibi herşeyi, olup bitiveren bir anda. Yaşasın mı demeliyim, yoksa kahrolsun mu sana? Devrimcidir en inançlı seslenişler bilirsin ve bilirim. Seneler geçer belki, Derken; Bir acı çığlıksın kimsenin farketmediği. Bir çöp bidonunun yanında terkedilmiş ve unutulmuş öylece. Ne farkeder sen ya da ben, karşı koyamadıktan sonra. Aynı yolun yolcusuyuz nihayet, neresinden bakarsan bak. Orospu ve güya şerefli bir yalnızlığa mahkum, Hem aynı, hem ayrı iki ve daha çok hayatlarız seninle. Terbiyesizliğimden utanma, hem terbiyesizliğinden. Utanmadığımız gibi bizden ve onlardan ve sizden. Eğer istersen konuşursun elbet, Ama istemem, düşürme yere yüzümü. Sen benim kendime bile söylemediğim, En ezik ve neden öyle olması gerektiğini bir türlü bilemediğim , En güçlü ve bu yüzden zavallı yanımsın. Yoldaş demek isterdim sana umutlarım yeşermeden önce. Sen mi çıkaracaksın beni bu karanlıktan, ben hiç tanımazken aydınlığı, Dedim bir kere, hiç bilmedim ki ışığı. Neden denersin küçük bir çırayı yakmayı o halde, yalnızca ışık olsun diye, Yani sen de bir parçasısın bu düzenin. Yorma kendini bir daha benim için, en çok da senin için. Ne ben senim sen kadar, ne de sen. Öyleyse bırak beni kendime, biraz olsun büyüyeyim ben. Seni nitelediğim sıfatlar kadar yalansın ve hepimiz kadar. Ne var ki yalanlar geçmez kapımdan senden önce ve sen, En yalan olursun sonra bu merasimde. Sevgilim demeliydim ben sana, ya da öyle isterdim, Karşı olsanda bildiğim herşeye veya olsan bu bilinirlikten yana. Çok şey var içimde anlatacak, kesif kelimeler dizilmese bozağıma. Bilmediğim bir dilde ağlaşır her bir harf. Bildiklerim anlatmaya yetmez gerçekliğini bir o kadar. Her neyse... Bir de aşktan dem vurmak isterdim şiirlerdeki gibi, Ama şiir de değilsin sen, şarkı hiç değil. Nasıl anlatılırız, sen, ben ve herşey, yaralanmadan. Lakin anlamsız, boşver! Beethoven'ın yüreğindeki gibi kalsın herşey gizli kapaklı. Ne ben anlatan olayım yani, ne sen anlayan. Darmadağın olmalıyız aşk gibi, sen, ben ve o çok sevdiklerim, Herşey ve bir o kadar hiçbir şey olan. Bir de beni ben yapmaya adanmış, birbirinin devamı üç kocaman nokta.
"Taş duvarlar"
Suskunluğumu bozuyorum bu gece yarısı Tüm insanlar uyurken üstelik Kimblir, güzel bir düşe Belki de bir kabusa sığdıracağım kendimi Kim olduğumu düşünmeden Benimle susan taş duvarlar Haykırabildiğiniz kadar haykırın şimdi Dökün içinizi siz de benim gibi Uykudan bıkmayan simsiyah dağlara, O utanmaz tepelere Taşı taşlıktan, Aşığı aşktan usandıranlar Gafletiniz bitmez mi! Taş duvarlarımı azad ettim bu gece Tam da istediğiniz gibi Haberiniz olsun! Sağ yanımda hiçbirşeylerim Ve sol yanımda herşeylerim Hiç olmadığınız kadar benimlesiniz şimdi Ve bir o kadar benimsiniz üstelik Hep acıtan sağ yanımdın ya benim, Sakla şimdi tüm hiçliğini Saklayabilirsen eğer Hiç utanmadan taş duvarların ardına Ne mümkün? Dedim ya, özgür bıraktım onları Dilsizliğimi kelepçeleyip, Yaşlı bir çınarın dalına Ha unutmadan! Bir de solda ki sıfıra yükledim Tüm değerlerimi Bildiğiniz herşeye inat Haberiniz olsun!
Sessiz Bir Gemi Kalkar Şimdi Bu Limandan, Sen Gidersin. Kıyılara Vurmadan Aşk, Elveda Dersin. Dilsiz Acılara Sığınır Aşk, Gölgesi Yalnızlığın, Kör Karanlıkta Yaklaşır Üstümüze, Yarına Güz Kalır. Önce Bir Çığlığa Düşer, Sonradan Hatıralarıma, Baştan Başa. Kan Kırmızı Renktedir Aşk, Karışıverir Karanlığına Gecemin.
Gülay Sezer
A Silent Ship Exits This Lonely Harbour, And You Slip Away. You Say Farewell As The Shore, Await The First Ebb Of Love. Love Takes Refuge In Mute Pain. Shadowy Loneliness Strangles Us, In Blaind Darkness. Autumn Avaits Tomorrow. Love Burns İnto An Endless Scream, And Cinders Drift Into My Memories. Crimson Love Bleeds Into The Darkness Of My Night
02/07/11 Düzce
03/07/11 Bursa
09/07/11 Çorum
10/07/11 Kütahya
16/07/11 Antalya
07/08/11 Bahçeşehir
18/08/11 İzmir